Bu Blogda Ara

erik satie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erik satie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2014 Salı

GYMNOPEDIES 1


O, notalara yolculuğumuzda karşımıza çıkan harika çocuklardan biri değil. Müziğe erken yaşta yetenek göstermesine rağmen, Paris Konservatuarı’ndaki öğretmenleri tarafından ‘önemsiz bir öğrenci’; geçimini sağlamak için Montmartre’deki kafelerde çalışırken, akademik çevrelerce ‘amatör bir müzisyen’ olarak görülmüş. Değeri 40’lı yaşlarındayken anlaşılmış ancak. 59 yaşında öldüğünde, ülkesi dışında fazla bilinmeyen bir isim olan Erik Satie’i dünyaya tanıtan kişi, onun müziğinden ilham alan Amerikalı besteci John Cage olmuş.

Satie, yaşamı boyunca bazı gariplikleriyle anılmış biri. Bir kilise kurmuş örneğin, tek üyesi kendisiymiş. Eserlerine gizemli ve fazlasıyla sıra dışı isimler veriyor, onları yorumlayacak müzisyenlere tuhaf talimatlar yazıyormuş. 1893 yılında bestelediği ve son derece kısa bir eser olan ‘Vexations’da olduğu gibi.

‘840 defa arka arkaya çalınacak bu eser için, yorumcunun kendisini, uzun süreli hareketsizliğe ve derin bir sessizliğe hazırlaması önerilir.’

İşte John Cage tam bu noktada devreye girmiş ve Satie'nin talimatını yorumlayarak, 'Vexations’ın 840 defa peş peşe seslendirilmesini sağlamış. On bir piyanistten her birinin yirmişer dakikadan sonra piyanoyu diğerine devrettiği dönüşümlü performans, 6 Eylül 1963 akşamı başlayıp, ertesi gün akşam saatlerinde sonlanmış. 18 saat 40 dakikalık bu iddialı projenin, onun bir parçası olan dinleyicileri üzerindeki etkisini, bunun nasıl bir tecrübe olduğunu merak etmemek elde değil. Yeri gelmişken, 'vexations'ın 'sıkıntılar' anlamına geldiğini de söyleyeyim...