Çoğumuz şöyle bir cümleye denk geldik sanırım: ‘henüz ufacık bir çocuktum, şarkı söylemeye (resim yapmaya, dans etmeye, müzik aleti çalmaya...) başladım.’ Bazen kurmacadır bu, kişinin doğuştan gelen bir yeteneğe sahip olduğu vurgusuna ihtiyaç duyulur. Ancak kimileri dolu dolu söyleyebilir ve Fransız besteci Camille Saint-Saëns kesinlikle ikinci gruba dahildir.
Camille, henüz iki
yaşındayken okuyup yazabilmekte, sonraki sene beste yapabilmekteydi. Beş
yaşındayken ilk piyano resitalini veren, yedisinde latince okuyan ve adeta bir
yetişkin gibi botanik ve pul bacaklılara ilgi geliştiren bir çocuğa ne demeli?
Harika çocuk, elbette... Onbir yaşındayken verdiği konserin Bis'inde ‘Beethoven’ın hangi
sonatını çalmamı istersiniz’ diye sormuştur. Seyirci 32 sonat içerisinden
hangisini talep etti bilgimiz yok ancak konserden sonra ‘günün adamı’ ilan edildiği biliniyor. Ve Fransa’nın ‘Mozart’ı olarak gösterildiği. Sonra ne
olmuş da, Fransa dışında pek tanınmayan bir isim olarak
kalmış, insan merak ediyor.

