Bu Blogda Ara

gabriel faure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gabriel faure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2014 Çarşamba

HAYVANLAR KARNAVALI - KUĞU


Çoğumuz şöyle bir cümleye denk geldik sanırım: ‘henüz ufacık bir çocuktum, şarkı söylemeye (resim yapmaya, dans etmeye, müzik aleti çalmaya...) başladım.’ Bazen kurmacadır bu, kişinin doğuştan gelen bir yeteneğe sahip olduğu vurgusuna ihtiyaç duyulur. Ancak kimileri dolu dolu söyleyebilir ve  Fransız besteci Camille Saint-Saëns kesinlikle ikinci gruba dahildir.

Camille, henüz iki yaşındayken okuyup yazabilmekte, sonraki sene beste yapabilmekteydi. Beş yaşındayken ilk piyano resitalini veren, yedisinde latince okuyan ve adeta bir yetişkin gibi botanik ve pul bacaklılara ilgi geliştiren bir çocuğa ne demeli? Harika çocuk, elbette... Onbir yaşındayken verdiği konserin Bis'inde ‘Beethoven’ın hangi sonatını çalmamı istersiniz’ diye sormuştur. Seyirci 32 sonat içerisinden hangisini talep etti bilgimiz yok ancak konserden sonra ‘günün adamı’ ilan edildiği biliniyor. Ve Fransa’nın ‘Mozart’ı olarak gösterildiği. Sonra ne olmuş da, Fransa dışında pek tanınmayan bir isim olarak kalmış, insan merak ediyor.

18 Aralık 2013 Çarşamba

PAVANE


Notalara yolculuğumuzda bugünkü durağımız Fransız besteci Gabriel Fauré ve onun unutulmaz eseri ‘Pavane’. Uzun yıllar Paris Konservatuarı’nda profesörlük yapmış olan Fauré, ılımlı ve dikkatleri üzerine çekmeye meraklı olmayan bir kişilik olarak karşılıyor bizi.

1924 yılında vefat edinceye kadar üreten ve öğreten biri olmayı sürdürmüş Fauré, üstelik son 20 senesinde duyma yetisini yitirdiği halde yapabilmiş bunu. Bu yolda en büyük destekçileri, eşi Marie, çocukları ve besteci 55 yaşındayken hayatına giren Marguerite Hasselmans olmuş.