Bu Blogda Ara

johannes brahms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
johannes brahms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2014 Salı

MACAR DANSLARI



‘Macar Dansları, benim gerçek çingene çocuklarımdır. Gerçi ben yaratmadım onları ancak uzun zaman besledim  ve büyüttüm...’

Johannes Brahms

Bugün, piyano için yazılmış yirmi bir parçadan oluşan 'Macar Dansları'yla başlıyorum söze. Bestecisi, genç yaşında dost olduğu çingene kemancı Eduard Remenyi sayesinde tanışmış o yörenin müziğiyle ve ilgisini yıllar içerisinde beslemiş. Kaynakları bilinmese de, dansların var olan melodilerin düzenlemesi olduğunu sanılıyor zira Brahms’ın açıklaması budur. Ancak parçaların çoğunun, düzenlemeden ziyade Brahms bestesi olduğu konuşulur...

'Macar Dansları’nın Alman bestecisini keşfeden, Robert Schumann olmuştur. Besteci ve müzik eleştirmeni olan Schumann ve dönemin ünlü piyanistlerinden olan eşi Clara, henüz yirmi yaşındaki Brahms’a yakınlık göstermiş ve gelişmesine katkıda bulunmuştur. Brahms, Schumann’ın akıl hastanesine yatmasıyla başlayıp vefatıyla sonlanan süreçte de, ailenin yanında durmasını bilmiştir. Esasen o, aralarındaki büyük yaş farkına rağmen, zarif ve yetenekli bir kadın olan Clara’ya aşıktır. Clara’nın bu duyguya nasıl karşılık verdiği tartışıladursun, ikili yakınlıklarını uzun yıllar korumuştur. Brahms en önemli bestelerini ilk Clara ile paylaşarak onun önerilerini dikkate almış, Clara, Brahms’ın eserlerini piyanosuyla yorumlamıştır.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

CARMEN


1820 yıllarının İspanya’sında Sevilla civarında geçen bir hikayenin içindeyiz. 'Çok güzel ve ateşli bir Çingene kızı olan Carmen, bir tütün fabrikasında işçi olarak çalışmaktadır. Aşkını kullanmada fazlasıyla serbest olan Carmen, bu konuda tecrübesiz ve genç bir asker olan Don Jose'yi kandırmakta zorlanmaz. İlişkisi uğruna nişanlısını terk eden ve birliğindeki subayların emirlerine karşı gelerek askerlikten kaçan Don Jose’nin hayatı dağılmıştır. Bir süre sonra ondan sıkılan ve boğa güreşçisi Escamillo ile aşk yaşamaya başlayan Carmen, kıskançlığıyla baş edemeyen Don Jose tarafından öldürülür...'

3 Mart 1875 akşamı Paris’deki Opera Comique’de sahnelenen eserin ilk gösterimini izleyenlerin çoğu, onun tutku ve zaaflarla var olan gerçek hayattan çıkma karakterleriyle, kadın kahramanın göz önünde olan cinselliği ve sahnedeki ölümüyle sarsılmış gözüküyor. Müzikseverler, evlerine karmaşık duygularla ancak hoşnutsuz dönerken, operanın* müziklerini besteleyen Georges Bizet ve librettosunu* uyarlayan Meilhac ve Halevy’nin payına ise o akşamki başarısızlığın yarattığı hayal kırıklığı düşmüş olmalı. Oysa çağdaşlarının, örneğin Tchaikovsky, Brahms ve Wagner’in operaya hayran kaldıkları biliniyor. Onlar da, eserin yaratıcıları gibi, devrimsel niteliğinin ve realistik operanın doğuşuna şahit olduklarının farkındalar. Carmen'i, ilk gösterimi dahil en az 20 kez izleyecek olan Brahms ‘Bestecisini kucaklamak için dünyanın sonuna kadar gidebileceğini’ söyleyecektir sonraları.