Bu Blogda Ara

pyotr ilyich tchaikovsky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pyotr ilyich tchaikovsky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2014 Pazartesi

UYUYAN GÜZEL BALESİ

‘Prenses Aurora’nın doğumunu kutlamak için perilerin de davetli olduğu bir tören düzenlenmiştir. Kötü kalpli Peri Carbosse, davet edilmediği bu kutlamaya gizlice gelmiştir. Periler iyi dileklerini sunmaktayken ortaya çıkan Carbosse, Prenses Aurora’nın büyüdüğünde, eline batacak bir iğneyle öleceğini söyler ve onu lanetler. İyi dilekte bulunmak için sırasını beklemekte olan son Peri Lilac, gücünü Carbosse’un lanetini olabildiğince etkisizleştirmek üzere kullanır: Prenses ölmeyecek, 100 yıllık bir uykuya dalacak ve yakışıklı bir Prens’in öpücüğüyle uyanacaktır...’

İlk olarak Fransız yazar Charles Perrault’un derlediği bu hikayeyi en az bir kere dinlemiş olmalısınız. İşte bu çocuk hikayesinden uyarlanan ve koreografisi Marius Petita’ya ait olan 'Uyuyan Güzel Balesi’nin müziklerini, Rus besteci Pyotr Ilyich Tchaikovsky bestelemiştir. Balenin ilk gösterimi 1890'da, bestecinin yaşamında oldukça önemli sayılabilecek bir kaybı yaşadığı yıl gerçekleşir. Tchaikovsky ve on dört sene boyunca yaşamında olan Nadezhda von Meck'in yolları ayrılmıştır...

Sıra dışı ilişkileri başladığında, Nadezhda von Meck 46 yaşında, on bir çocuğu olan zengin bir duldur. Tchaikovsky’nin müziğine hayran olan Nadezhda, bestecinin hamisi olmak, ona maddi destek sağlamak istemektedir ancak bir koşulu vardır. Hiç bir zaman buluşmayacaklardır. Birbirlerine yazdıkları mektuplarda, sanatla ilgili pek çok konuyla birlikte çok özel duygularını da paylaşmalarına rağmen bu söze yıllarca sadık kalırlar. Bir gün tesadüfen karşılaştıklarındaysa, ne yapacaklarını bilemez halde birbirlerinden kaçar gibi uzaklaşırlar.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

CARMEN


1820 yıllarının İspanya’sında Sevilla civarında geçen bir hikayenin içindeyiz. 'Çok güzel ve ateşli bir Çingene kızı olan Carmen, bir tütün fabrikasında işçi olarak çalışmaktadır. Aşkını kullanmada fazlasıyla serbest olan Carmen, bu konuda tecrübesiz ve genç bir asker olan Don Jose'yi kandırmakta zorlanmaz. İlişkisi uğruna nişanlısını terk eden ve birliğindeki subayların emirlerine karşı gelerek askerlikten kaçan Don Jose’nin hayatı dağılmıştır. Bir süre sonra ondan sıkılan ve boğa güreşçisi Escamillo ile aşk yaşamaya başlayan Carmen, kıskançlığıyla baş edemeyen Don Jose tarafından öldürülür...'

3 Mart 1875 akşamı Paris’deki Opera Comique’de sahnelenen eserin ilk gösterimini izleyenlerin çoğu, onun tutku ve zaaflarla var olan gerçek hayattan çıkma karakterleriyle, kadın kahramanın göz önünde olan cinselliği ve sahnedeki ölümüyle sarsılmış gözüküyor. Müzikseverler, evlerine karmaşık duygularla ancak hoşnutsuz dönerken, operanın* müziklerini besteleyen Georges Bizet ve librettosunu* uyarlayan Meilhac ve Halevy’nin payına ise o akşamki başarısızlığın yarattığı hayal kırıklığı düşmüş olmalı. Oysa çağdaşlarının, örneğin Tchaikovsky, Brahms ve Wagner’in operaya hayran kaldıkları biliniyor. Onlar da, eserin yaratıcıları gibi, devrimsel niteliğinin ve realistik operanın doğuşuna şahit olduklarının farkındalar. Carmen'i, ilk gösterimi dahil en az 20 kez izleyecek olan Brahms ‘Bestecisini kucaklamak için dünyanın sonuna kadar gidebileceğini’ söyleyecektir sonraları.

22 Haziran 2014 Pazar

PAGANINI’NIN BİR TEMASI ÜZERİNE RAPSODİ



Notalar ve Notlar’da Sergei Rachmaninov’u ikinci kez ziyaret ediyoruz ancak bu kez ülkesinde değil, ABD’de buluşacağız besteciyle. Bir önceki ziyaretimizde Rusya’da yaşıyordu ve orada başarılı bir piyano virtüözü* ve besteci olarak anılıyordu. Ne zaman ki 1917 Devrimi gerçekleşti, burjuva tarzı müzik yapmakla aşağılandığı ülkesinden ayrılmak zorunda hissetti kendini. Ömrünün sonuna kadar yurt özlemi çekmesine rağmen, geri dönmeyi tercih etmedi. Bu platformda, farklı tercihlerde bulunan Rus meslektaşlarının yaşadıklarına da şahit olduk. Rachmaninov gibi dönmemek üzere gidenler, Prokofiev gibi gidip, geri dönenler, Shostakovich gibi hiç gitmeyenler. Hepsi zor, hepsi sarı veya griye bulanmış hikayeler...

'Paganini’nin Bir Teması Üzerine Rapsodi', Rachmaninov’un yerleştiği ve topraklarında öldüğü ABD’de bestelediği ender eserlerden biri. Eser, müzik tarihinin en ünlü keman virtüözlerinden biri olan Niccolo Paganini’nin ruhunu da taşıyor. Paganini’nin icrası oldukça güç 24 keman kapriçyosundan* sonuncusu, pek çok besteci gibi, Rachmaninov’a da esin kaynağı olmuş. O da, bu temadan yola çıkarak solo piyano ve orkestra için 24 varyasyon besteliyor ve ülkesinden ayrı olmanın yarattığı hüznü esere adeta dokuyor. Zaman içerisinde film endüstrisinin de dikkatini çeken ve 1980 yılında ‘Zamanın Bir Yerinde’ (Somewhere in Time) filminde, 1994 Bafta En İyi Film Ödülü’nü alan ‘Bugün Aslında Dündü’de (Groundhog Day) kullanılan 18. varyasyon, oldukça melankolik ve büyüleyici bir eser.

26 Mart 2014 Çarşamba

FINDIKKIRAN BALESİ


‘Küçük bir kız çocuğu olan Clara’ya Noel’de bir fındık kıracağı hediye edilir. Clara, aynı gece rüyasında, yılbaşı ağacını ve oyuncaklarını büyümüş ve canlanmış olarak görür. Asker üniformaları içindeki büyük fareler, Fare Kral yönetiminde Clara’nın odasının etrafını sarmışlardır. Ancak Fındıkkıran, Fare Kral ve askerlerini yenilgiye uğratmakta gecikmez. Bundan sonra yakışıklı bir prense dönüşür ve Clara’yı sihirli bir yolculuğa çıkararak, ülkesine götürür. Ülkenin perisinin onlar şerefine düzenlediği şenlikte danslar başlar...’

Ernst Theodor Amadeus Hoffmann’ın ‘Fındıkkıran ve Fare Kral’ hikayesi, koreograf Marius Petita’nın elinden geçip, bestecinin müziğiyle birleşince, çocuk masalı olmaktan uzak halinden çıkarak, bir peri masalına dönüşür. Seyircisiyle ilk defa 1892 yılında buluşan bale, o zamandan bu yana bestecinin en çok sahnelenen eseri olmuştur. Noel ve yılbaşında baleyi izlemek, neredeyse bir gelenek haline gelmiştir ki, bence bir çocuğa verebileceğimiz güzel hediyelerden biri, onu Fındıkkıran Balesi’ne götürmektir. Onun masalsı dünyasında gezinmek, küçük büyük her yaş grubu için büyüleyici bir deneyimdir. 

12 Aralık 2013 Perşembe

PATETİK


'Tüm eserlerimin arasında en samimi olanı. Bu senfoni, duygularım ve yaşadıklarımla ilgili. Bunları düşünürken, çoğu zaman ağladım...’

Pyotr Ilyich Tchaikovsky
Rus Besteci

Notalar ve Notlar’da Tchaikovsky ile ikinci kez buluşuyoruz. Patetik olarak adlandırılan 6 numaralı senfonisi*, onun son eseridir. Eserin prömiyeri, ölümünden bir hafta kadar önce, St. Petersburg’da gerçekleşmiştir. O dönemde salgın olan koleradan öldüğü kaydedilmesine rağmen, ölüm nedeniyle ilgili çeşitli teoriler üretilmiş, intihar ettiği ve senfoniyi bir veda olarak bestelediği öne sürülmüştür. Tchaikovsky’nin fazlasıyla melankolik olan senfonisinin özellikle 4. bölümü, ölüm temasıyla ilişkilendirilmiş, bestecinin depresif ve değişken ruh halleri intihar teorisini beslemiştir.

22 Kasım 2013 Cuma

KUĞU GÖLÜ BALESİ


‘Prens, göl kenarında dolaşırken, göldeki kuğulardan bir tanesi çok güzel bir kız olarak karşısına çıkar ve kendisini Prenses Odette olarak tanıtır. Odette ve arkadaşları, büyücü tarafından kaçırılmış ve kuğuya dönüştürülmüşlerdir. Gece yarısı insan olup, sabaha karşı kuğu olmaktadırlar.

Prens ve Odette bu buluşmada birbirlerine aşık olurlar. Ancak tekrar kuğuya dönüşen Odette, göle geri dönmek zorundadır.

Ertesi gün onuruna düzenlenen baloda Prens'in kendisine tanıtılan kızlardan birini evlenmek üzere seçmesi beklenmektedir. Baron kılığındaki büyücü, yüzünü Odette’inkine benzettiği kızı Odile ile birlikte baloya gelir. Prens, Odile’i Odette sanarak aşkını ilan eder.

İhanete uğradığını düşünen Odette ölmek ister. Durumu fark eden Prens göle giderek Odette’den af diler. Prens ve Odette’in birlikte ölümü göze almaları, büyüyü sonsuza kadar bozar ve büyücünün güçlerini yok eder...’

Kuğu Gölü Balesi'nin bilinen hikayesidir bu. Hikayenin farklı finale sahip versiyonları da vardır hatta bunlardan bazıları trajiktir. Odette ve Odile rollerini çoğu zaman aynı balerin üstlenir ve Odette rolünde beyaz, Odile rolünde siyahlar içerisindedir. Bu rol, teknik zorlukları olan dansları ve birbirine tamamen zıt karakterlerin ruh hallerini canlandırmayı gerektirmesiyle, bale repertuarındaki en zor rollerden biri kabul edilir.

Balenin müzikleri, Rus besteci Pyotr Ilyich Tchaikovsky tarafından yaratılmıştır. Prömiyeri, Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nda gerçekleşmiş ancak müziği ve koreografisi arasındaki uyumsuzluğa yönelik eleştirileri takiben gösterimden kaldırılmıştır. 1877 yılında gerçekleşen prömiyer sonrası hayal kırıklığına uğrayan Tchaikovsky tüm sorumluluğu üzerine alır. 1877, özel hayatına da damga vuran, onu intiharın eşiğine getirecek kararı aldığı yıldır...