Bu Blogda Ara
pyotr ilyich tchaikovsky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pyotr ilyich tchaikovsky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ağustos 2014 Pazartesi
5 Temmuz 2014 Cumartesi
CARMEN
1820 yıllarının İspanya’sında Sevilla civarında geçen bir hikayenin içindeyiz. 'Çok güzel ve ateşli bir Çingene kızı olan Carmen, bir tütün fabrikasında işçi olarak çalışmaktadır. Aşkını kullanmada fazlasıyla serbest olan Carmen, bu konuda tecrübesiz ve genç bir asker olan Don Jose'yi kandırmakta zorlanmaz. İlişkisi uğruna nişanlısını terk eden ve birliğindeki subayların emirlerine karşı gelerek askerlikten kaçan Don Jose’nin hayatı dağılmıştır. Bir süre sonra ondan sıkılan ve boğa güreşçisi Escamillo ile aşk yaşamaya başlayan Carmen, kıskançlığıyla baş edemeyen Don Jose tarafından öldürülür...'
3 Mart 1875 akşamı Paris’deki Opera Comique’de sahnelenen eserin ilk gösterimini izleyenlerin çoğu, onun tutku ve zaaflarla var olan gerçek hayattan çıkma karakterleriyle, kadın kahramanın göz önünde olan cinselliği ve sahnedeki ölümüyle sarsılmış gözüküyor. Müzikseverler, evlerine karmaşık duygularla ancak hoşnutsuz dönerken, operanın* müziklerini besteleyen Georges Bizet ve librettosunu* uyarlayan Meilhac ve Halevy’nin payına ise o akşamki başarısızlığın yarattığı hayal kırıklığı düşmüş olmalı. Oysa çağdaşlarının, örneğin Tchaikovsky, Brahms ve Wagner’in operaya hayran kaldıkları biliniyor. Onlar da, eserin yaratıcıları gibi, devrimsel niteliğinin ve realistik operanın doğuşuna şahit olduklarının farkındalar. Carmen'i, ilk gösterimi dahil en az 20 kez izleyecek olan Brahms ‘Bestecisini kucaklamak için dünyanın sonuna kadar gidebileceğini’ söyleyecektir sonraları.
Etiketler:
çiçek şarkısı,
georges bizet,
habanera,
henri meilhac,
johannes brahms,
ludovic halevy,
prosper merimee,
pyotr ilyich tchaikovsky,
richard wagner,
toreadorun şarkısı
22 Haziran 2014 Pazar
PAGANINI’NIN BİR TEMASI ÜZERİNE RAPSODİ
Notalar ve Notlar’da
Sergei Rachmaninov’u ikinci kez ziyaret ediyoruz ancak bu kez ülkesinde değil,
ABD’de buluşacağız besteciyle. Bir önceki ziyaretimizde Rusya’da yaşıyordu ve
orada başarılı bir piyano virtüözü* ve besteci olarak anılıyordu. Ne zaman
ki 1917 Devrimi gerçekleşti, burjuva tarzı müzik yapmakla aşağılandığı
ülkesinden ayrılmak zorunda hissetti kendini. Ömrünün sonuna kadar yurt özlemi
çekmesine rağmen, geri dönmeyi tercih etmedi. Bu platformda, farklı
tercihlerde bulunan Rus meslektaşlarının yaşadıklarına da şahit olduk.
Rachmaninov gibi dönmemek üzere gidenler, Prokofiev gibi gidip, geri dönenler,
Shostakovich gibi hiç gitmeyenler. Hepsi zor, hepsi sarı veya griye bulanmış hikayeler...
'Paganini’nin Bir Teması
Üzerine Rapsodi', Rachmaninov’un yerleştiği ve topraklarında öldüğü ABD’de
bestelediği ender eserlerden biri. Eser, müzik tarihinin en ünlü keman
virtüözlerinden biri olan Niccolo Paganini’nin ruhunu da taşıyor. Paganini’nin
icrası oldukça güç 24 keman kapriçyosundan* sonuncusu, pek çok besteci
gibi, Rachmaninov’a da esin kaynağı olmuş. O da, bu temadan yola çıkarak solo piyano ve orkestra için 24 varyasyon besteliyor ve ülkesinden ayrı olmanın yarattığı hüznü esere adeta dokuyor. Zaman içerisinde film endüstrisinin de dikkatini
çeken ve 1980 yılında ‘Zamanın Bir Yerinde’ (Somewhere in Time) filminde, 1994
Bafta En İyi Film Ödülü’nü alan ‘Bugün Aslında Dündü’de (Groundhog Day) kullanılan 18. varyasyon, oldukça melankolik ve büyüleyici bir eser.
26 Mart 2014 Çarşamba
FINDIKKIRAN BALESİ
‘Küçük bir kız çocuğu olan
Clara’ya Noel’de bir fındık kıracağı hediye edilir. Clara, aynı gece rüyasında,
yılbaşı ağacını ve oyuncaklarını büyümüş ve canlanmış olarak görür. Asker
üniformaları içindeki büyük fareler, Fare Kral yönetiminde Clara’nın odasının
etrafını sarmışlardır. Ancak Fındıkkıran, Fare Kral ve askerlerini yenilgiye
uğratmakta gecikmez. Bundan sonra yakışıklı bir prense dönüşür ve Clara’yı
sihirli bir yolculuğa çıkararak, ülkesine götürür. Ülkenin perisinin onlar şerefine düzenlediği şenlikte danslar başlar...’
Ernst Theodor
Amadeus Hoffmann’ın ‘Fındıkkıran ve Fare Kral’ hikayesi, koreograf Marius Petita’nın elinden geçip, bestecinin müziğiyle birleşince,
çocuk masalı olmaktan uzak halinden çıkarak, bir peri masalına dönüşür. Seyircisiyle
ilk defa 1892 yılında buluşan bale, o zamandan bu yana bestecinin en
çok sahnelenen eseri olmuştur. Noel ve yılbaşında baleyi izlemek, neredeyse bir
gelenek haline gelmiştir ki, bence bir çocuğa verebileceğimiz güzel
hediyelerden biri, onu Fındıkkıran Balesi’ne götürmektir. Onun masalsı
dünyasında gezinmek, küçük büyük her yaş grubu için büyüleyici bir deneyimdir.
12 Aralık 2013 Perşembe
PATETİK
'Tüm eserlerimin arasında
en samimi olanı. Bu senfoni, duygularım ve yaşadıklarımla ilgili. Bunları
düşünürken, çoğu zaman ağladım...’
Pyotr Ilyich Tchaikovsky
Rus Besteci
Rus Besteci
Notalar ve Notlar’da Tchaikovsky ile ikinci kez buluşuyoruz. Patetik olarak adlandırılan 6 numaralı senfonisi*, onun son eseridir. Eserin prömiyeri, ölümünden bir hafta kadar önce, St. Petersburg’da gerçekleşmiştir. O dönemde salgın olan koleradan öldüğü kaydedilmesine rağmen, ölüm nedeniyle ilgili çeşitli teoriler üretilmiş, intihar ettiği ve senfoniyi bir veda olarak bestelediği öne sürülmüştür. Tchaikovsky’nin fazlasıyla melankolik olan senfonisinin özellikle 4. bölümü, ölüm temasıyla ilişkilendirilmiş, bestecinin depresif ve değişken ruh halleri intihar teorisini beslemiştir.
22 Kasım 2013 Cuma
KUĞU GÖLÜ BALESİ
‘Prens, göl kenarında
dolaşırken, göldeki kuğulardan bir tanesi çok güzel bir kız olarak karşısına
çıkar ve kendisini Prenses Odette olarak tanıtır. Odette ve arkadaşları, büyücü
tarafından kaçırılmış ve kuğuya dönüştürülmüşlerdir. Gece yarısı insan olup,
sabaha karşı kuğu olmaktadırlar.
Prens ve Odette bu
buluşmada birbirlerine aşık olurlar. Ancak tekrar kuğuya dönüşen Odette, göle
geri dönmek zorundadır.
Ertesi gün onuruna
düzenlenen baloda Prens'in kendisine tanıtılan kızlardan birini evlenmek
üzere seçmesi beklenmektedir. Baron kılığındaki büyücü, yüzünü Odette’inkine
benzettiği kızı Odile ile birlikte baloya gelir. Prens, Odile’i Odette sanarak
aşkını ilan eder.
İhanete uğradığını düşünen
Odette ölmek ister. Durumu fark eden Prens göle giderek Odette’den af diler.
Prens ve Odette’in birlikte ölümü göze almaları, büyüyü sonsuza kadar bozar ve
büyücünün güçlerini yok eder...’
Kuğu Gölü Balesi'nin
bilinen hikayesidir bu. Hikayenin farklı finale sahip versiyonları da vardır hatta
bunlardan bazıları trajiktir. Odette ve Odile rollerini çoğu zaman aynı
balerin üstlenir ve Odette rolünde beyaz, Odile rolünde siyahlar içerisindedir.
Bu rol, teknik zorlukları olan dansları ve birbirine tamamen zıt karakterlerin
ruh hallerini canlandırmayı gerektirmesiyle, bale repertuarındaki en zor
rollerden biri kabul edilir.
Balenin müzikleri, Rus
besteci Pyotr Ilyich Tchaikovsky tarafından yaratılmıştır. Prömiyeri, Moskova’da
Bolşoy Tiyatrosu’nda gerçekleşmiş ancak müziği ve koreografisi arasındaki
uyumsuzluğa yönelik eleştirileri takiben gösterimden kaldırılmıştır. 1877 yılında gerçekleşen prömiyer
sonrası hayal kırıklığına uğrayan Tchaikovsky tüm sorumluluğu
üzerine alır. 1877, özel hayatına da damga vuran, onu intiharın eşiğine getirecek
kararı aldığı yıldır...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





